16 Ekim 2013 Çarşamba

Gözlerin...




  Gözlerindi beni benden alan , gözlerindi beni sen yapan , gözlerindi her şeyi unutturup zamanı durduran,gözlerin mutluluktu baktıkça sevdiğim sense onu bile çok gördün.Gittin sonra başka gözlerde seni aradım yalancı mutluluklar tattım ama beni sen yapan o gözlerin yoktu artık bir ben vardım  buradaydım ama yoktum benim olan sen yoktun bense artık bir hiçtim…

 

Şimdi sen tekrar gelsen baksam o gözlerine o mutluluğu yaşarmıydım bir daha eskisi gibi  o beni sen yapan gözler başkalarına bakmıştı başkalarının izi vardı o gözlerde ben sen olamam artık sen olsan da..

 

  Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgar göklerden aydındır gözlerin.Bir yaş belirince yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar.Yüreğimden fışkıran bir ah mıdır gözlerin .Beni benden koparan eyvah mıdır? gözlerin.Her köşede zifiri bir silüet bırakan gönül memleketimde seyyah mıdır gözlerin .Bu gözler, o aydınlık o güzel gözler değil.Mavi midir, yeşil mi, siyah mıdır gözlerin .Yoksa yalancımıdır, günah mıdır gözlerin…

10 Temmuz 2013 Çarşamba

Siyasetin Dini

 


  Ramazan geldi hoş geldi tüm islam aleminin bu özel ve mübarek günlerde huzura kavuşması,dini kendi koltuklarını güçlendirmek için kullananları yüce yaradanın başımızdan en yakın zamanda def etmesi dileğiyle.Siyasetin dini ne diye soruyorum kendime bir kaç gündür.  Anlayamıyorum bazen birisi çıkıp biz dinin emrettiğini yapıyoruz niye hazmedemiyorsunuz ? diyebiliyor. Biz şimdi avam müslümanlarız onların gözünde bilmeyiz din nedir, onlar olmadan anlayamayız dinin emrettiklerini idrak yeteneğimiz yok çünkü bizim! Hiç çekinmezler kulla yaradan arasına girmeye.
 

  Basit bir örnekle ne demek istediğimi açıklayayım sizlere.Geçenlerde bir yasaklama geldi alkol yasağı malum biliyorsunuzdur.Benim derdim alkol yasaklanmasın değil, benim derdim dinimi kendi çıkarları için kullananlarla.Kullanma dinimi senin siyasi emellerin için .Bırak kalsın kalplerimizde o saf duruşu bozulmasın kirli ellerde.Alkolu yasaklayabilirsin ama çıkıp dinin emrettiğini yapıyoruz arkadaş niye zorunuza gidiyor dersen bende sana derim ki, zalim hangi kitapta yazıyor saat 10'dan önce içmek sevapta 10'dan sonra içmek günah.Maksadın dinin emrini yerine getirmek değil ki senin, insanların dini zaaflarından yararlanıp oy toplamak.Bu kadar küçülmek, her kaybettiğinde dine sarılmak ne kadar müslümanlık anlayamıyorum.
 
 
  Ramazan ayı geldi çadırlar kuruldu bazı yerlerde. Allah o çadırları kuranlardan insanlara yemek dağıtanlardan razı olsun. Çünkü bir kepçe yemeğe ihtiyacı olan o kadar insan var ki .Ramazanın ilk günü Gezi parkının orada belediye yemek veriyor ne var bunda işte ne güzel diyebilirsiniz ? O kadar olaylar oldu gezi olaylarında hayatlarını kaybedenler, yaralananlar , ama sen oy için ,şov yapmak için oraya kurulup yemek veriyorsan bunun arkasına bakmak lazım, insanları bu kadar ötekileştirmek neden bakın sizi parktan attık ama biz istediğimizi yapıyoruz mesajı vermek neden?

 
   Ramazan ayı 11 ayın sultanı bu ayda kavga düşmanlıklar bitsin artık.Birbirimizi sevmek anlamaya çalışmak çok zor değil bırakalım hırslarımızı bir yana bize bizden büyük düşman yok anlayın artık bunu.Dinin gereklerini yapmak istiyorsan ilk işin bence aradaki husumetleri bitirmek zıtlaşmaları ortadan kaldırmak olmalı ey Allahın kulu!!

31 Mayıs 2013 Cuma

Taksim Gezi Parkı ve Adalet



 
  Taksim meydanı, İstanbul'un en önemli uğrak noktalarından birisi.Bizler içinde, yurt dışından ülkemizi ziyarete gelen misafirlerimiz içinde .İstanbul'un göz bebeği Taksim.Neleri gördü ,neleri yaşadı.Keşke dili olsa da ondan dinlesek hikayesini.Bugünler de ise Taksim adını polisin halkın üzerinde gaz denemeleri yapmasıyla sıkca duyurduğu bir yer oldu.Taksim'de ufak ama insan karmaşasından uzak bir yeşil alanımız var yada vardı .Taksim Gezi Parkı, Taksimin etrafını sarmış beton canavarlarının arasında insan kalabalığından kaçıp nefes alabileceğiniz ufak ama simge bir yer.


 
   Gezi parkı iktidar ortakları olan, bazı iktidar babalarının daha da zenginleşsin diye AVM yapılması için, demir canavarların hışmıyla yerle bir edilmek isteniyor.Gezi Parkındaki, geçmişin anılarını üzerinde taşıyan o yaşlı emekçi ağaçlar yerlerin sökülüp,yokedilip hikayeleri sonlandırılmak isteniyor.


   Güç eline geçince böyle mi oluyor.Adalet demek ,yok etmek mi demektir.Adalet demek bazılarını zengin yapacaksın diye milletin geçmişini değerlerini yerle bir etmek mi demek.Adalet Belediye başkanıyken üçüncü köprü İstanbul için cinayet olur derken,güç eline geçince geçmişini unutup cinayeti kendi ellerinle mi işlemek demek.Adalet demek Gezi Parkındaki ağaçlar yerinden sökülmesin diye çabalayan insanların üzerine polisleri saldırtmak mı demek.


  Son söz medyamıza, hey haysiyeti en yüksek olan Türk Medyası; Sen sen ol iktidar uşağı olma, halkın uşağı ol.Bugünün yarını olduğunu unutma.

28 Mayıs 2013 Salı

Gecenin Karanlığındaki Suretsiz Kelimeler

 
 
 
  
 
    Aşık olmakla sevmek arasındaki farkı sormuşlar (?) Cevaplamış Üstat: Senin baktığına herkes bakar; ama senin onda görebildiğini herkes göremez. Herkes aşık olabilir; ama hiç kimse senin gibi sevemez. Tek fark sensin. Seni özel kılan sevdiğin değil, sevgin...
 
 
   Öyle bir andır ki o  hani yalnızlığını paylaşacak ,seninle mutlu olup, seninle hüzünlenecek tek bedende iki insan olacağın, kalbimin sahibi dediğin biri vardır..O an gelene kadar bilemezsin kim olduğunu  taki onu karşında görene kadar.. Tek bir görüşte nereden anlayabilirsin ki abartıyorsun diyebilirsin bana ama o anı yaşayandan daha iyi kim bilebilir.İnan hissediyorsun bir yerlerde bu dediklerimi onu karşın da gördüğünde.
 
 
   Ben onu ilk karşımda gördüğümde aramızda okulun demir parmaklıkları vardı.İyiki de vardı çünkü heyecandan kalbim o kadar hızlı atıyordu ki anlayacak diye korkuyordum.Eli elime değdiği o an ilk defa sanki kalbim yerinden fırlayacak gibi unutamam. Ne kadar gizleyeme çalışsam da o da fark ediyordu.Bir gün bana, hiç bir şey söylemesen bile o kalbimin atışı ,sendeki beni anlatmaya yetiyor demişti..
 
 
  Onsuz geçen zamanlar o kadar anlamsız geliyordu ki günün onsuz geçen anlarını hemen atlayıp ona kavuşmak istiyor gözlerinde bizi görmeyi iple çekiyordum.Kelimelerin yetmediği bazı anlar vardır.İşte o zamanlarda kelimelerden arınıp göz göze konuştuğumuz o anları unutmam mümkün olmayan  anılar bende.
 
 Ama onsuz yapamam dediğin zamanlar bazen sadece lafta kalıyor.Kopuyorsun isteyerek yada istemeyerek.Ellerinden kopup gidişine dur diyemiyorsun ,dikilemiyorsun karşına o zalim gururunu ayaklar altına alıp gidemezsin diyemiyorsun.Diyemiyorsun sen böyle çekip gitsen de kalbimdeki sen ne olacak.
 
   İnsan birini çok sevince onun gitmesine dayanamıyorsun işte, veda edemiyorsun mesela.Sessizce izliyorsun gidişini.İçinde kopan fırtınaları dudaklarına vurup gitme kal diyemiyorsun.Ardından bakıyor,bakıyor.Özlüyorsun hem de çok özlüyor.Kimseyi yerine koyamıyorsun,birilerinin gelip boşluğunu doldurmasından korksan da herkeste onu arıyorsun.Aslında her gelen daha çok hatırlatıyor sana onu.Kimseyi onun kadar sevemeyeceğine inandırıyorsun kendini.Yokluğuna alışmayı değil de boşluğuna tutunmayı seçiyorsun belki de.Ama öyle olmuyor,hiç ummasan da bir gün her şey bitiyor.Tek seferde ,acısız.Tanrı boş durmuyor, biri daha çıkıyor karşına ve her şey yeniden başlıyor.
 
 
 
 

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Kafası Kıyak Alkol Yasak

  
   

     Ülkemizde her gün yeni bir gündem son günlerin en popüler olayı herkesin tartıştığı alkol yasakları.Yasa geçti Cumhurbaşkanı imzalayıp Resmi Gazete'de yayınlandıktan sonra büfelerde, marketlerde satış yok ve halka açık yerlerde saat 22:00 ve 06:00 arası içmek yasaklanıyor.İlk öncelikle şunu belirtmek lazım.Bizim ülke insanımızın tipik özelliklerinden biri kendi sınırlarını bilmemek illa her şeyi abartacak. Alkol içebilirsin senin zevkin günahı sevabı hiç tartışılmaz ama sen kendin eğlenirken başkalarının huzurunu kaçırıyorsan bu işte bir yanışlık var demektir.Ülkemizde kaç masum insan kendi bilmez kişiler yüzünden canından oldu bunu hepimiz biliyoruz.Adam içiyor saatlerce bana bir şey olmaz diyip geçiyor direksiyon başına hem kendi canına zarar veriyor hemde  başkasının canını yakıyor.İçip içip sokak ortalarında bayılanlar, kusanlar, parklarda içip sızanlar son zamanlarda bayanlarda bu kareye dahil oldu.Fotoğrafın burasından bakınca hiç iyi gözükmüyor.


  Ama sen her şeye yasak koymakla engellemekle olayları düzeltebileceğini sanıyorsun.Bu yasaklarla insanları alkole daha da teşvik ettiğini fark edemiyorsun ne yazık ki.Bir şeyleri yasaklamak değil ki çözüm yapılması gereken toplumu bilinçlendirmek, eğitebilmek önemli olan.Ama sen ne yapıyorsun zor olmasın yasaklarım kurtulurum.Tipik türk insanı davranışı kolaya kaçayım zoru sevmem yapamıyorsan bas resete.

  Birde bunun ekonomik getirileri var.Ülkemizin en önemli gelirlerinden biri turizm.Yurt dışından gelen turistler buraya tatile geldiğinde adama biz de alkol yasak ayran var içerseniz onu mu verelim diyeceksin çok komik buradan da bir darbe yiyebiliriz.


  Devletin en önemli vergi topladığı kalemlerden biri de alkol beğenmiyorsun ama vergiyi topluyorsun. Yasaklar gelince vergi azalacak oradan toplayamadığın vergi açığını kapatmak  yine garibana kalacak zaten alıştı insanlar elektriğe zam , doğalgaza zam , suya zam zam zam zam.

 
 

20 Mayıs 2013 Pazartesi

Fenerbahçe Taraftarı Olarak ..''Yaratılanı Severiz Yaratandan Ötürü''




    
     Malum iyisiyle kötüsüyle, kavgasıyla gürültüsüyle  bir futbol sezonunu daha bitirdik.Fenerbahçe'ye gönül veren biri olarak; kazansada fenerliyim, kaybetsede fenerliyim.Şampiyon olsa da Fenerliyim küme düşse de Fenerliyim.Babamdan Fenerliyim ölürkende Fenerbahçe taraftarı olarak öleceğim.Takımımla her zaman gurur duydum ama son iki senedir daha da gurur duyuyorum.Bir ülkede herkes sizin karşınızdaysa herkes sizi rakip görüyorsa siz en büyüksünüzdür.Bende Türkiye'nin en büyük kulübü Fenerbahçe'mizin taraftarı olmaktan gurur duyuyorum.Sadece bir futbol kulübü olmadı Fenerbahçe amatör branşlarda ülkemize uluslararası arenada madalya kazandıran sporcuların hepsini neredeyse Fenerbahçe'miz yetiştirdi.Borsada diğer büyük takımlarının toplam değerinden daha fazla bir değere sahip Fenerbahçe'miz burdan da ne kadar büyük bir kulüp olduğunu anlayabilirsiniz paraya önem veriyorsanız.

     Ama taraftarı olduğum takımın yöneticilerinin yaşanan bazı olaylara verdiği tepkiler ya da yaptığı açıklamalar amatörce oluyor.Örneğin geçen günlerde Fenerbahçe Galatasaray maçında yaşanan  olmaması gereken bir olay vardı.Kendini bilmez biri eline muz almış akılı sıra birilerininin ten renginden dolayı küçük düşürecek bir şey yaptığını sanıyor.Aslında maymun olan ta kendisi o muzu elinde tutan.Bu görüntü medyamızda haylice konuşuldu ülke gündemini baya bir meşgul etti ki, yurtdışına kadar taştı malum olay, bir kendini bilmez taraftarın yaptığı bir hareketi koskoca bir camiaya mal etmek kadar aciz bir davranış ,düşünce olamaz ki bu olayı dillendiren kesimler bu gibi şeylerin ülkemize ne kadar kötü sonuçlar doğuracağının farkında değiller sanırım.Taraftar olmak güzel bir his takımınla üzülüp, takımınla mutlu oluyorsun.Bazen öyle sıkıntılı anların oluyor ki hayatta seni tek mutlu eden o takımınla kurduğun görünmez bağ oluyor.Ama taraftar olmak bir insanı küçümsemek ona teninin renginden dolayı farklı gözle bakmak değildir.Bunun taraftarlıkla bir alakası olamaz.Bunun adı insanlıktan nasibini alamamışlıktır.
 

   Kulübümüzün idarecilerinin olaya karşı vermiş olduğu tepkiyi inceleyelim.Kurumsallaşma adına önemli atılımlar yapan Fenerbahçemiz yaşanan böyle durumlarda anında kamuoyunu bilgilendirmeye çalışıyor.Ama bu sefer biraz olayın öneminden mi desek yada artık nedeni neyse amatörce davrandılar iyice araştırmadan basının karşısına çıktılar. Basın mensuplarının karşısına muzu elinde tutan taraftarı çıkarıp konuşturdun ,fotoğrafı çeken adamı konuşturdun.Hastayım dedi falan filan diğeri sahada sadece muslera vardı dedi hikayelerini anlattılar.Daha üzerinden bir saat geçmeden sosyal medyada o kendini aklayanları yalanlayan yeni görüntüler ortaya çıktı ne oldu bunun sonucunda kulübümüz suçlu birini koruyormuş gibi göründü.


    Yapılması gereken tek şey vardı bu olay karşısında.Bu olaya karışan  insanların kulübümüzle ilişkisinin hemen kesilmesi, ömür boyu bir daha stada alınmaması.Basına yapılacak açıklamayla da bir kişinin yaptığı bir hareketin camiamıza mal edilemeyeceği ,ırkçılığın her zaman karşısında olduğumuzu, bizim kültürümüzde olmayan bir şeyin bizim camiamızda ve stadımızda asla yeri olamayacağı, böyle düşünenlerin camiamızda, stadımızda asla yer bulmayacağını açıklaman gerekirdi.Bunu en başında yapmak bir iletişim öğrencisi olarak bana daha doğru geliyor nacizane fikrimle.Fenerbahçe taraftarı olarak böyle insan dışı hareketleri lanetliyor,bir daha ülkemizde bu gibi şeylerin yaşanmamasını diliyorum.Yunus Emre'nin..Yaratılanı severiz Yaratandan ötürü..sözleriyle yazımı sonlandırıyorum...

19 Mayıs 2013 Pazar

Yayın Yasak!




  
     Cumhuriyeti kurmak için mallarını canlarını hiçe sayıp tam bağımsızlık için tek bir yürek olan bu ülkenin insanları günümüzde artık bırak gögüs gögüse verip olaylarla mücadele etmeyi olayların karşısında yan yana oturup bir şeyleri tartışamıyor . Ne oldu  bize de kendi değerlerimize sırtımızı döndük. Batı'dan geri kalmayalım dedikte öz değerlerimizi de yitirelim mi dedik. Çanakkale de olsun Kurtuluş savaşında olsun sırt sırtta vermiş ülke topraklarını parsel parsel bölmeyi isteyen emperyalist güçlere karşı mücadele etmiş insanların torunları değilmiyiz bizler yoksa o mücadele ettikleri emperyalist güçlerin torunlarımıyız da değerlerimizi yitirdik. Ülkemizin üzerinde Osmanlı'dan beri devam eden gizli hesaplar yapanlar mı bizi birbirimizden ayıran, kardeşi birbirine düşman gibi baktıran! ya da o gizli planları yapanların kuklarımı bizi bu duruma sokanlar. Atalarımız bu ülkeyi kurarken canlarını bu ülkenin toprakları uğruna verirken sen kürtsün sen lazsın sen şusun sen busun diye birbirini ayırıyormuydu da biz şimdi böyle kendi içimizde böyle ayrımlara düşer olduk.
 

 
      Arap baharı diye bir rüzgar Ortadoğu 'yu baştan sona sarmış durumda demokrasi gelicek umutlarıyla sırayla Libya, Tunus ,Mısır ve şimdi Suriye'de ayaklanmalar özgürlük mücadelesi! Demokrasi diye akan kanlar sonunda ne Libya'da ne Mısır'da nede Tunus'ta Demokratik bir gelişme yok yine tekli iktidarlar güçü eline almış bazı kişiler kaybeden yine siviller kanın aktığı yerlerin hangisinde huzur var karışıklıklar hala sürmekte. Suriye'ye gelecek olursak tek bir gerçek var o da suçlu suçsuz kaybedenler yine siviller kan durmadan akıyor görünen o ki akmaya da devam edecek.Bir zamanlar o zalim Esed kardeşim Esad dı bazı liderlerimiz için ne oldu da Esed oldu diye sorsan bebekleri öldürüyor derler. Bu zalim Esed'in zaten babasından beri ne zalim bir aile olduğunu bilmiyorlarmış gibi.Neyse Suriye'de yaşanan insanlık dışı durumlar akan kan gözyaşı ister müslüman olsun ,ister hristiyan, isterse yahudi insanlıktan az nasibini almış biri bu durumlara duyarsız kalamaz. Toprağını terkedip yabancı ülkelere mülteci olarak gelenlerin o halini görüpte üzülmemek o acıyı kalbinde hissetmemek mümkün değil.



    Suriye'de olaylar başladığından beri bu olaylardan en çok etkilenen ülkelerden biri Türkiye.Özellikle de Hatay ilimizin Reyhanlı ilçesi.Reyhanlı hatay'ın en sakin yerlerinden biriydi diyor Tv'ye çıkan bir vatandaşımız ne zaman bu Suriye'de olaylar başladı buraya geldiler o zaman huzurumuz kalmadı. Geçen günlerde yaşanan iki patlama sonucunda devlet büyüklerimizin açıkladığına göre kaybettiğimiz vatandaşlarımız sayısı 51 bir o kdar da yaralı var. Medyaya yayın yasağı getirildi.Yabancı haber ajanslarında kaybettiğimiz vatandaşlarımızın sayısının 150 civarında olduğu hükümetin bunu gizlemeye çalıştığı söyleniyor konuşuluyor.Sen Amerika'da olan Boston patlamasında ölen 2 kişi için neredeyse iki hafta bizim ulusal kanallarımızdan yayın yapacaksın benim canlarım kardeşlerimi birileri katledecek bizler gerçekleri görmeyelim diye yayın yasağı koyucaksın budur işte insanı zalim yapan .Amerika'da ölen iki vatandaşı için hemen ülke genelinde yas ilan edecek.Sen ne yapacaksın olayların hemen ardından Amerika'ya uçacaksın.Bu ülkede ölen öldüğüyle kalıyor ya en çokta o beni üzüyor bu vatanın bir evladı olarak yıllarca teröristlerle mücadelede şehit olan askerlerimiz gibi Reyhanlı'da da ölen vatandaşlarımızın hesabını kim soracak siz mi ! Şehitlerimizin hesabını sorduğunuz gibi!

Ver Gazı Milletine Turistine!!

 
 
 
 
 
      Bugünlerde ülkemizde moda biber gazı nereye kafanı çevirsen yaşlı gözler ülkem polisinin asli görevi biber gazını sıkmak olmuş.İnsanların üzerine şevkle biber gazı sıkıyorlar!Sanki karşısında insan değil sanki denek hayvanı varmış gibi. Bu biber gazından dolayı umarım karşımıza daha vahim olaylar çıkmaz güzel ülkemizde. Polisimiz artık sokakta topluluk görmesin hadi dağıtalım diye gaza sarılacak bu gidişle ''Halk için Emniyet'' diyen bir kuruma karşı duyulan güven halkımız arasında bir azalma var bunu görmemek imkansız polisin artık ''Halk için Emniyet Yerine İktidar İçin Emniyet'' görüntüsü oluşmuş durumda.
 
 
 
       Bende istemeyerek de olsa şans mı dersiniz kısmet mi bilemiyorum bana da biber gazını tatmak nasip oldu modaya uymuş oldum.Öncelikle Galata Kulesi malum turistik bir yer İstiklal caddesinin alt tarafında hemen. Malum cadde yürüyüş yapanların ,basın açıklaması yapanların ,sesini duyurmak isteyenlerin kullandığı bunun yanı sıra sosyal faaliyet adına İstanbul'un en yoğun yerlerinden biri ve turistlerin yoğun olarak geldiği burda edindikleri izlenimleri iyisiyle kötüsüyle ülkelerine döndüklerinde anlattıkları bir yer.
 

     18 Mayıs Cumartesi masmavi hava hoş bir yaz günü yada bahar artık ne derseniz.Galata'nın ordaydım tek suçum orda bulunmaktı sanırım neyse. İstiklal'den aşağı doğru inen mi desem kaçan mı bilemedim insanlar hemen dikkatimi hemen yaşlı gözler çekiyor.Ne oluyor demeye kalmadan acı bir yanma hissinin ardından gözlerimi  yaşlar kaplıyor. Bu kadar etki ettiğini tahmin etmemiştim.İnsanlar bir yandan kaçıyor aşağı doğru iniyor bir yandan  birbirine yardımcı oluyorlar gözlerine su tutuyorlar. Ağlayanlar bile gördüm bunların arasında turistler de vardı.Bazı turistler aralarında hararetli bir şekilde konuşuyorlardı.Artık ne anlatıyorlarsa birbirlerine  ülkemiz adına iyi şeyler olmadıkları kesin. Tatile geldikleri bir yerde böyle bir durumla karşılaşmaları çok acı bir durum.O ana kadar ülkemizde edindikleri izlenimlerle için çok iyi şeyler düşünen o insanlar bu gazı yedikten sonra aynı iyi şeyleri düşünür mü merak ediyorum.
 

    Biz çekiyoruz istemeyerek de olsa  yiyelim bu gazı da elin yabancısı niye bu durumla karşı karşıya kalsın tatil için geldiği bir ülkede.O insanları byle bir durumla karşı karşıya bıraktığımız için kendi adıma utanıyorum.Umarım bu yaşadıkları kötü anın etksinde kalıp bizim için kötü şeyler düşünüp ülkelerine döndüklerinde bu kötü anları değil iyi izlenimlerini anlatırlar.
 

    Biz ne kadar misafirperver olsak en güzel şekilde ağırlasak en güzel yerlerimizi gezseler sen tatile gelmiş bir insanı böyle bir durumla karşı karşıya bırakırsan,bu insan senin ülken için bu ülkede insanhakları hiçe sayılıyor insanın değeri yok diye düşünse bunlarıda ülkelerinde anlatsa onu suçlayabilirmisin? 2020 Olimpiyatlarını düzenlemek isteyen bir ülkeye böyle şeylerin nasıl olumsuz etki edeceğini oyunları düzenlemek için yaptığın fiziki yapılar kadar ülkene gelen insanların üzerinde bıraktığın iyi imajın etkisinin ne kadar önemli bir faktör olduğunun unutulmaması gerekiyor sayın yetkililer tarafından.